Kalp krizi: Bir bakışta en önemlisi
Bilimsel destek: Prof. Dr. Barbara Thorand, Dr. Margit Heier
Bir kalp krizi sırasında, kalbe giden kan akışı genellikle koroner arterlerde oluşan kan pıhtıları nedeniyle tamamen veya kısmen engellenir. Bu da ilgili kalp dokusunun hasar almasına yol açar. Kalp krizi için önemli kontrol edilebilir risk faktörleri sigara, diyabet, yüksek tansiyon, obezite, yüksek kan lipit seviyeleri ve psikolojik strestir. Sağlıklı bir yaşam stili, riski azaltmaya yardımcı olur.
Kalp krizinden sonra doktorlar tıkanan damara kan akışını mümkün olduğunca hızlı bir şekilde yeniden sağlamaya ve damarı kalıcı olarak açık tutmaya çalışırlar.

İçindekiler
1. Kalp krizi nedir?
Kalp kasının görevi, vücuda kan pompalamaktır. Kalp krizi (miyokard enfarktüsü), kalp kasına giden kan akışı tamamen veya kısmen engellendiğinde meydana gelir. Bu durum genellikle koroner arterlerdeki, yani kalbe kan sağlayan kan damarlarındaki bir kan pıhtısı tarafından tetiklenir. Doktorlar bu durumu akut koroner sendrom olarak da adlandırır. Bu, kalp kasının kan dolaşımının aniden kesintiye uğradığı durumları kapsayan genel bir kavramdır.
Buna, kalp krizinin yanı sıra, koroner arterlerin daralarak kan akışını ciddi şekilde kısıtladığı instabil angina pectoris de dahildir. Tüm tıkanıklıklar, koroner arterlerde plakların (tortuların) oluşmasıyla başlar. Plaklar esas olarak yağ, kolesterol, kalsiyum ve bağ dokusundan oluşur. Bunlar zaman içinde büyüyerek arterleri daraltabilir. Doktorlar bu plak oluşma sürecini arterioskleroz olarak adlandırır.
Bir arterdeki plaklar yırtılır veya açılırsa, bir kan pıhtısı oluşabilir. Bu pıhtı arteri tıkayabilir ve kalp kasına kan akışını azaltabilir veya durdurabilir. Bu durum, kalp kasının yeterli oksijen ve besinle beslenememesi, yani iskemi ile sonuçlanır. Yeterli oksijen olmadan kalp kasındaki hücreler ölür, bu da kalp krizinin karakteristik özelliğidir. Ölen doku, vücut tarafından tekrar yenilenemez.
Almanya'da her yıl 300.000'den fazla kişi kalp krizi geçirmektedir. Kalp krizlerinin çoğu 68 ilâ 76 yaş arasındaki erkeklerde ve 76 ilâ 84 yaş arasındaki kadınlarda görülmektedir.
2. Kalp krizinin sonuçları nelerdir?
Kalp krizi geçiren her kişinin kendi tıbbi geçmişi vardır. Sonuçlar ve prognoz, yani hastalığın muhtemel seyri, başta şunlara bağlıdır:
- kalp krizinin bir doktor tarafından ne kadar hızlı tedavi edildiği
- kalp krizinin ne kadar ağır olduğu
- ne kadar kalp dokusunun zarar gördüğü
- altta yatan başka hangi hastalıkların mevcut olduğu
- kalp krizi geçiren kişilerin yaşam tarzlarını ne ölçüde değiştirdikleri
Bir kalp krizinin yaygın sonuçları arasında yorgunluk, nefes darlığı, halsizlik ile birlikte kaygı, depresyon ya da travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yer alır.
3. Kalp krizi riskini neler arttırır?
Kalp krizinin yönlendirilebilen en önemli risk faktörleri arasında şunlar bulunur:
- Sigara içmek
- Yüksek kan şekeri değerleri (prediyabet veya diyabet)
- Yüksek tansiyon
- Aşırı kilo ve obezite (adipozite), özellikle karın bölgesinde
- Yüksek kan lipitleri (öncelikle yüksek LDL kolesterol)
- Psikolojik stres
- Uykusuzluk
Kısa vadede, ağır yemekler, şiddetli zihinsel stres, soğuk hava, uyuşturucu maddeler ve daha birçok faktör de kalp krizi riskini artırır.
Kalp krizi için yönlendirilemeyen risk faktörleri şunlardır:
- Yaş: Yaş arttıkça daha fazla kalp krizi görülür.
- Cinsiyet: Erkeklerin genç ve orta yaşlarda kalp krizi geçirme olasılığı kadınlara göre daha yüksektir.
- Genetik yatkınlık: Yakın akrabalarda (ebeveynler, büyükanne ve büyükbaba, kardeşler) kalp krizi geçirilmişse, kalp krizi geçirme olasılığı da daha yüksektir.
4. Kalp krizi nasıl önlenebilir?
Kalp krizi riskini sağlıklı bir yaşam tarzı ile önemli ölçüde düşürebilirsiniz. Aşağıdaki unsurlar, kalp krizini önlemede etkili olabilir:
- Sigara içmeyin: Sigara içmek - pasif içicilik de dahil - kalp-damar hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür. Sigarayı bırakma konusunda size doktorunuzun muayenehanesi ya da eczaneniz yardımcı olabilir; bireysel danışmanlık almanız tavsiye edilir. Ayrıca birçok sağlık sigortası kurumu, sigarayı bırakmaya yönelik kurslar sunmakta ya da bu tür kurslara katılımı maddi olarak desteklemektedir – detaylı bilgi almak için doğrudan başvurmanız yeterlidir.
- Dengeli beslenme: Bol sebze, baklagiller, meyve, tam tahıllar ve “sağlıklı” yağlar içeren sağlıklı ve dengeli bir beslenme tarzı benimseyin. Bu sağlıklı yağlar örneğin balıkta, kuruyemişlerde ve kanola, zeytin ya da keten tohumu gibi bitkisel yağlarda bulunur. Rengarenk bir yiyecek çeşitliliğinden yararlanın.
- Yay ve tuz tüketimine dikkat edin: Doymuş yağ asitleri, kolesterol, sofra tuzu ve trans yağ tüketiminizi azaltın. Bunu nasıl yapabilirsiniz: Mümkün olduğunca kendiniz pişirin, fast food ve hazır ürünlerden kaçının ve tuzu azaltmak için otlarla baharatlayın. Alman Beslenme Derneği yetişkinlere günde en fazla 6 gram tuz tüketmelerini tavsiye etmektedir: Bu, yaklaşık bir tatlı kaşığı kadardır. Dikkat: Hazır ürünler de tuz içerir.
- Daha fazla hareket: Düzenli egzersiz, haftada en az 150 dakika orta düzeyde dayanıklılık antrenmanı, kalp sağlığını da iyileştirebilir. Yürüyüş, koşu, bisiklet veya yüzme bu aktivitelerden bazılarıdır. Özellikle çok oturuyorsanız, günlük hayatınıza daha fazla hareket entegre edin.
- Normal kilonuza ulaşın: Fazla kilonuz varsa, kilo vermeye çalışın. Vücut kitle endeksi (VKE) 18,5 ilâ 24,9 kg/m² olduğunda, bu normal kilo olarak kabul edilir. 25,0 ile 29,9 kg/m² arasındaki değerlerde fazla kilodan söz edilir. VKE 30 kg/m² olduğunda ise şiddetli fazla kilo (obezite) söz konusudur. Bu ölçüt, kadınlarda ve erkeklerde aynı şekilde geçerlidir.
- Bel çevresini daraltın: Kilo verme önlemleri ile bel çevresi de daraltılabilir. Avrupa bölgesi için normal bel çevresi değerleri, kadınlarda 80 santimetrenin, erkeklerde ise 94 santimetrenin altında olmalıdır.
- Tansiyonunuzu stabilize edin: Yüksek tansiyon (hipertansiyon) da kalp-damar hastalıkları riskini artırır. Yüksek tansiyonu olan kişiler, tansiyonlarını düzenli olarak ölçmeli ve uygun yaşam tarzı önlemleriyle dengelemeye çalışmalıdır. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme tarzı ile düzenli egzersiz bunlara verilebilecek bazı örneklerdir. Bu yeterli değilse, kan basıncını kontrol etmek için ilaç tedavisi (antihipertansifler) yardımcı olabilir. İlaçların düzenli ve doktorun talimatlarına uygun şekilde alınması büyük önem taşır.
- Kan şekerini göz ardı etmeyin: Diyabet hastalığı mevcutsa, kan şekeri düzeyini düzenli olarak takip etmek ve reçete edilen ilaçları doktorun talimatlarına uygun şekilde almak gereklidir. Diyabet türleri hakkında daha fazla bilgiyi “Diyabetli yaşam” portalımızda bulabilirsiniz. Prediyabetli kişilerde de kalp-damar hastalıkları riski daha yüksektir. Uygun yaşam tarzı önlemleri kan şekeri seviyelerini normalleştirmeye yardımcı olabilir.
- Ölçülü alkol tüketimi: Alkol tüketmeyin veya alkol tüketiminizi mümkün mertebe azaltmaya çalışın. Son bilimsel bulgulara göre, az miktarda alkol bile sağlığa zararlı olabilir.
- Stresten kaçının: Kronik stres de kalp krizi riskini artırabilir. Örneğin rahatlama teknikleri (yoga, Jacobson'a göre aşamalı kas gevşetme) veya meditasyon gibi stresle başa çıkma tekniklerini öğrenin. Birçok sağlık sigortası kurumu, ilgili kursların masraflarını tamamen ya da en azından kısmen karşılamaktadır.
- Kan lipit seviyelerini düşürün: Kan yağlarınızı doktorunuzun muayenehanesinde ölçtürün. Düşük bir LDL kolesterol seviyesi kalp sağlığı için iyidir. Gerekirse, kan yağlarınızı düşürmek ve ideal olarak normalleştirmek için doktorunuzun önerdiği şekilde ilaç kullanın.
- Sağlıklı uyku: Her gece 7 ilâ 9 saat uyuyarak uykunuzu alın. Çok fazla veya az uyumak zararlı olabilir. Uyku kalitenizi artırmak için örneğin gün içinde fiziksel olarak aktif olmak, her gün benzer saatlerde uyumak ve tüm elektronik cihazları yatak odasından çıkarmak etkili olabilir. Ayrıca yatak odanız karanlık ve mümkün mertebe sessiz olmalıdır.
5. Kalp krizi, diyabet ve obezite nasıl bağlantılıdır?
Prediyabetli ve diyabetli kişilerde kalp-damar hastalıkları ve buna bağlı olarak kalp krizi riski daha fazladır. Genel olarak diyabeti olmayan kişilere göre, diyabet hastalarının kalp krizi riski yaklaşık iki kat daha fazladır. Ancak bu risk, diyabetin süresine de bağlıdır.
Çalışmalar, 15 yaşından önce tip 1 diyabet tanısı almış kişilerde, tip 1 diyabeti olmayanlara göre kalp krizi geçirme riskinin 9 katın üzerinde olduğunu göstermektedir. Tip 2 diyabette de araştırmalar şunu ortaya koymuştur: Hastalık ne kadar erken ortaya çıkarsa, kalp krizi riski de o kadar fazla artar. Örneğin, 40 yaş altı diyabet başlangıcında risk yaklaşık 3 kat, ileri yaşta (60 ilâ 70 yaş) arasında başlayan diyabette ise risk yaklaşık 1,5 kat artmaktadır.
Kalp krizi riski, hastalığın başlangıç yaşına ek olarak, diyabetli kişilerin halihazırda başka kalp-damar hastalıklarına (örneğin yüksek tansiyon gibi) ve diğer risk faktörlerine sahip olup olmamasına da bağlıdır. Bunlar arasında örneğin hareketsizlik, sigara içmek veya yağlı bir beslenme tarzı yer alır. Bu etkenler, kalp krizi riskini daha da artırmaktadır.
Fazla kilo ve aşırı kilo (obezite) de kalp krizi gelişme riskini artırmaktadır. Fazla kilolu veya obez bireylerde, buna ek olarak metabolik sendrom da varsa, kalp krizi riski özellikle yüksektir. Metabolik sendrom obezite, yüksek kan yağları ve açlık kan şekeri seviyelerinin yanı sıra yüksek tansiyonun birlikte görülmesi anlamına gelmektedir. Bir meta-analiz, obezite ve metabolik sendromu olan kişilerde kalp krizi riskinin yüzde 72 arttığını ortaya koymuştur. Obezite ve metabolik sendromla birlikte kalp krizi riski yüzde 58 oranında artmaktadır.
Ancak yüksek tansiyon, tip 2 diyabet veya yüksek kan lipit seviyeleri gibi herhangi bir metabolik bozukluk olmasa bile obezite, kalp-damar hastalıkları riskinin artmasıyla ilişkilidir: Metabolik açıdan sağlıklı olan obez kadınlar, metabolik açıdan sağlıklı ve normal kilolu kadınlara kıyasla, %39 oranında daha yüksek kalp-damar hastalıkları riski taşımaktadır.
6. Kalp krizinin belirtileri nelerdir?
Göğüste şiddetli ağrı, baskı, sıkışma, ağırlık hissi veya yanma şeklinde tarif edilen ani göğüs rahatsızlıkları, kalp krizinin olası belirtileri arasındadır. Bu belirtiler genelde 5 dakikadan uzun sürer ve bir veya iki kola, çeneye, boyuna, sırta veya karına yayılabilir.
Kalp krizinin diğer belirtileri şunlardır:
- Nefes darlığı ve nefes alamama
- Ölüm korkusu
- Baş dönmesi
- Baş dönmesi ve halsizlik (ağrı olmayabilir)
- Mide bulantısı
- Öğürme ve kusma
- Terleme ve ani ter boşalması
- Üst karın bölgesinde ağrı
- Yorgunluk ve depresyon
Bilmekte fayda var:
Her kalp krizinde tüm belirtiler görülmeyebilir. Aynı kişide, ikinci bir kalp krizi (reinfarkt) sırasında görülen semptomlar, ilk olaydakilerden belirgin şekilde farklı olabilir.
Bu şikayetler aniden ortaya çıkar. Bununla birlikte, kalp krizi geçirenlerin yüzde 50’sine varan kısmında kalp krizi öncesi uyarı işaretleri görülmektedir: Bunlar, erkeklere oranla kadınlarda kendini daha sık gösterir. Halsizlik, kaygı bozuklukları, uyku sorunları, nefes darlığı ve göğüste veya kollarda hafif ağrılar bu ön işaretler arasında yer alır.
Kalp krizi belirtileri, kadınlarda genellikle daha hafiftir. Her zaman erkeklerde olduğu gibi, şiddetli ağrıların ortaya çıkması ve bu ağrıların vücudun diğer bölgelerine yayılması söz konusu olmayabilir. Kadınlarda daha çok baskı veya sıkışma hissi görülür.
Kadınlarda kalp krizi sırasında ön planda olabilecek diğer belirtiler şunlar olabilir:
- Nefes darlığı
- Ter basması
- Sırt ağrısı
- Mide bulantısı
- Kusma
- Üst karın bölgesinde ağrı
- Yorgunluk ve depresyon
Bu belirtiler görüldüğünde birçok kişi bunları mide-bağırsak rahatsızlığı gibi başka hastalıklarla ilişkilendirir, ancak kalp krizini akla getirmez. Tehlike şudur: Çok geç doktora gidilir.
Diyabetli kişilerde genellikle farklı semptomlar görülür ve bu da teşhis ve tedavinin gecikmesine neden olabilir. Diyabetli ve diyabetsiz kişiler arasında farklılıklar olabilir:
- Tipik göğüs ağrısı semptomları olmayabilir
- Terleme, bulantı, baş dönmesi ve ölüm korkusu diyabetli kişilerde diyabeti olmayan kişilere göre daha az görülür
- Nefes darlığı diyabetli kişilerde diyabeti olmayan kişilere göre daha yaygındır
Kalp krizinde ilkyardım
Bu nedenle: Yukarıda açıklanan belirtileri yaşıyorsanız, bu her zaman bir tıbbi acil durumdur. Kalp krizi olmadığını düşünseniz de bu şekilde ele almalısınız. Tereddüt etmeyin ve derhal 112 numaralı telefondan acil servisi arayın. Kendi başınıza araç sürerek hastaneye veya muayenehaneye gitmeye çalışmayın.
Bir aile üyesi veya yakını olarak, kalp krizi durumunda ambülans gelene kadar aşağıdaki önlemleri alabilirsiniz:
- Kişiyi yalnız bırakmayın. Kalbin durması riski büyüktür.
- Dar giysileri gevşetin.
- Daha fazla temiz hava için pencereleri açın.
- Kişiyi üst bedeni hafifçe yukarıda olacak şekilde yatırın.
Kişi konuşulduğunda yanıt vermiyor ve nefes alırken göğsü hareket etmiyorsa, bu kardiyovasküler arrest olduğunu gösterir. Bu durumda ilkyardım hayat kurtarabilir.
Kalp masajı şu şekilde yapılır:
- Kişiyi mümkün mertebe düz olarak yere yatırın. Zeminin sert olması önemlidir!
- Solunumu kontrol edin:
- Başı geriye doğru eğip aynı anda çeneyi yukarı kaldırarak hava yollarını açın.
- Bu pozisyonda, görme, işitme ve dokunma yoluyla solunum kontrolü yapılır:
- Göğüs kafesinin kalkıp indiğini bakarak kontrol edin.
- Kulağınızı kişinin ağzına ve burnuna uzatarak nefes alıp almadığını duymaya çalışın.
- Bu esnada elinizi yanağına koyarak nefes olup olmadığını hissetmeyi deneyin.
- Solunum en fazla 10 saniye kontrol edilmelidir.
- Ambülans çağırın!
- Nefes güvenilir bir şekilde hissedilmiyorsa, reanimasyona başlayın:
- Avucunuzun alt kısmını göğüs kafesinin ortasına yerleştirin. Göğüs kemiğini, dakikada yaklaşık 100 ila 120 kez olacak şekilde, en az 5 santimetre derinlikte bastırın. Bu, yaklaşık olarak Bee Gees’in “Stayin’ Alive” ya da Lady Gaga’nın “Poker Face” şarkılarının temposuna denk gelir. Göğüs kafesinin ortasına bastırma, kompresyon olarak adlandırılır.
- Kompresyonların arasında göğüs kafesini tamamen serbest bırakın.
Profesyonel yardım gelene veya kişi tekrar normal nefes alıp verene kadar kalp masajına devam edin.
Bilmekte fayda var:
Kalp durmasının ardından ilk dakikalarda ağızdan ağıza suni solunum gerekli değildir, çünkü vücuttaki oksijen rezervi yaklaşık 7 ilâ 8 dakika boyunca yeterlidir. Hayati olan, kan akışını hemen yeniden başlatmaktır.
Hata yapmaktan korkmayın! En kötü hata, hiçbir şey yapmamaktır!
İlk yardım kurslarını düzenli olarak tazelemek, müdahale etme korkusunu azaltır ve hayat kurtarabilir. Sunulan ilk yardım kurslarını örneğin Deutsches Rotes Kreuz, Malteser Hilfsdienst e.V. veya Johanniter internet sitelerinden öğrenebilirsiniz (Almanca sayfalar).
Olay yerinde birden fazla kurtarıcı varsa, sırayla göğüs kompresyonu yapabilir ve birini otomatik harici defibrilatör ya da kısaca AED bulması için gönderebilirsiniz. Cihazlar genellikle kamu binalarında, tren istasyonlarında veya kalabalık meydanlarda bulunabilir.
Otomatik harici defibrilatör (AED) kullanırken şu şekilde hareket edin:
- AED'yi açın ve elektrotları yerleştirmek ve gerekirse bir şok vermek için sesli veya görsel talimatları izleyin. Endişelenmeyin: Gereksiz şoklar verilmeyecektir.
- Kalp masajını yalnızca AED sizden durmanızı isterse durdurun.
7. Kalp krizi teşhisi nasıl konulur?
Kalp krizini tanımak için doktorlar, ilgili kişinin bilinci yerindeyse bir konuşma sırasında tipik belirtileri takip ederler. Kalbi ve akciğerleri dinler, troponin (bir protein) gibi kalp krizi belirteçleri ve elektrokardiyogram (EKG) kullanarak kalp aktivitesi için kanı analiz eder ve ultrason muayeneleri gibi çeşitli görüntüleme tekniklerini kullanırlar.
Koroner anjiyoplasti yardımıyla tıkanmış kan damarları tespit edilebilir. Ayrıca bu esnada tıkanan damarlar direkt olarak açılabilir.
Doktorlar ST yükselmeli miyokard enfarktüsü (STEMI) ile ST yükselmesiz miyokard enfarktüsü (NSTEMI) arasında ayrım yapmaktadır. STEMI’de EKG belirgin değişiklikler gösterir. Burada büyük koroner arterlerden biri tamamen tıkalıdır. NSTEMI’de ise genellikle bir koroner arter yalnızca kısmen veya kısa zamanlı olarak tıkanmıştır.
8. Kalp krizi nasıl tedavi edilir?
Acil tıbbi müdahale sırasında, kalp krizi şüphesi olan kişilere gerektiğinde ağrı kesiciler, oksijen ve yeni kan pıhtılarını önleyen ve tansiyonu düşüren ilaçlar verilir.
Hastanede ise hastalar mümkünse uzmanlaşmış bölümlerde, yani “Chest Pain Units” (Göğüs Ağrısı Ünitesi) olarak adlandırılan birimlerde incelenir ve tedavi edilir. Yapılan tetkiklerin sonuçlarına göre, tedaviyi yürüten doktorlar sonraki adımlara karar verir.
Tedaviler arasında koroner anjiyoplasti (perkütan koroner girişim, kısaca PCI) yer alır: Bu işlemde, daralmış artere bir kateter yerleştirilir ve dar bölge, küçük bir balon yardımıyla genişletilir. Ardından, doktorlar bir stent (tüp şeklinde metal bir ağ) yerleştirerek, damarın kalıcı olarak açık kalmasını sağlar.
Bazen tromboliz de faydalı olabilir. Burada mevcut kan pıhtısını eritmek için özel ilaçlar uygulanır.
Akut tedaviden sonra, kalp krizi geçiren kişilere - yapılan tetkiklere bağlı olarak - yeni kan pıhtılarını önleyici, yüksek tansiyonu düşürücü ve/veya kan yağlarını azaltıcı ilaçlar verilir. Uygulanacak kesin ilaç tedavisi, tedaviyi yürüten doktor tarafından belirlenir.
Kalp krizinden sonra çoğunlukla kısaca Reha olarak adlandırılan bir rehabilitasyon süreci uygulanır. Burada önemli hedefler şunlardır:
- Günlük hayata başarılı bir şekilde geri dönme.
- Tekrar kalp krizi geçirme olasılığını azaltmak için sağlıklı bir yaşam tarzı ve reçeteli ilaçların düzenli kullanımı.
Kaynaklar:
Byrne, R. A. et al.: 2023 ESC Guidelines for the management of acute coronary syndromes: Developed by the task force on the management of acute coronary syndromes of the European Society of Cardiology (ESC). In: Eur Heart J, 2023, 44: 3720-3826
Deutsche Adipositas-Gesellschaft et al.: Interdisziplinäre Leitlinie der Qualität S3 zur „Prävention und Therapie der Adipositas“. Version 2.0. 2014 (Gültigkeit abgelaufen, in Überarbeitung)
Deutsche Gesellschaft für Allgemeinmedizin und Familienmedizin e.V.: S3 Leitlinie Hausärztliche Risikoberatung zur kardiovaskulären Prävention. 2017 (Gültigkeit abgelaufen, in Überarbeitung)
Deutsche Gesellschaft für Kardiologie – Herz- und Kreislaufforschung e.V.: Herzinfarkt-Patienten werden immer älter. (Letzter Abruf: 07.05.2024)
Deutsche Gesellschaft für Prävention und Rehabilitation von Herz-Kreislauferkrankungen e.V.: Pocket-Leitlinie zur Rehabilitation von Patienten mit Herz-Kreislauferkrankungen. 2008
Deutsche Hauptstelle für Suchtfragen e.V.: Empfehlungen zum Umgang mit Alkohol. 2023
Deutsche Herzstiftung e.V.: Koronare Herzkrankheit und Herzschwäche – was ist bei Frauen anders? Sonderdruck. 2022
Dhingra, R. et al.: Age as a Cardiovascular Risk Factor. In: Med Clin North Am, 2012, 96: 87-91
Eckel, N. et al: Transition from metabolic healthy to unhealthy phenotypes and association with cardiovascular disease risk across BMI categories in 90 257 women (the Nurses' Health Study): 30 year follow-up from a prospective cohort study. Lancet Diabetes Endocrinol, 2018, 6: 714-724
Gulati, M. et al.: 2021 AHA/ACC/ASE/CHEST/SAEM/SCCT/SCMR Guideline for the Evaluation and Diagnosis of Chest Pain: Executive Summary: A Report of the American College of Cardiology/American Heart Association Joint Committee on Clinical Practice Guidelines. In: Circulation, 2021, 144: e368-e454
Marx, N. et al. (Hrsg.) (2023): Klinische Kardiologie – Krankheiten des Herzens, des Kreislaufs und der herznahen Gefäße. 9. Auflage. Springer Verlag, Berlin/Heidelberg, ISBN: 978-3-662-62931-4
Rawahani, A. et al.: Excess mortality and cardiovascular disease in young adults with type 1 diabetes in relation to age at onset: a nationwide, register-based cohort study. In: Lancet, 2018, 392: 477-486
Saeed, M. et al.: Nine-fold higher risk of acute myocardial infarction in subjects with type 1 diabetes compared to controls in Norway 1973–2017. In: Cardiovasc Diabetol, 2022, 21: 59
Sattar, N. et al.: Age at Diagnosis of Type 2 Diabetes Mellitus and Associations With Cardiovascular and Mortality Risks. In: Circulation, 2019, 139: 2228-2237
Sedaghat, Z. et al.: Association between metabolic syndrome and myocardial infarction among patients with excess body weight: a systematic review and meta-analysis. In: BMC Public Health, 2024, 24: 444
Schütt, K. et al.: Diabetes mellitus und Herz. In: Diabetol Stoffwechs, 2023, 18: S337-S341
Yusuf, S. et al.: Effect of potentially modifiable risk factors associated with myocardial infarction in 52 countries (the INTERHEART study): case-control study. In: Lancet, 2004, 364: 937-952
Güncelleme: 07.05.2024




