Ana içeriği göster
Helmholtz Münih, Alman Diyabet Merkezi ve Alman Diyabet Araştırma Merkezi'nin ortak teklifi

Felç – Bir bakışta en önemlisi

Bilimsel destek: Prof. Dr. Julia Szendrödi

Felç durumunda ya tıkalı bir kan damarı ya da bir kan damarının patlaması nedeniyle beynin bir kısmına giden kan akımı kesilir. Yüksek tansiyon, hareketsizlik, aşırı kilo (obezite) veya başka hastalıkları olan kişiler özellikle risk altındadır.

Sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürerek, felç riskini büyük ölçüde azaltabilirsiniz. Felç şüphesi durumunda, kişi veya yakınları derhal acil servisi aramalıdır – her dakika önemlidir. Hastalar mümkün olduğunca çabuk tedavi edildiği takdirde, en iyi prognoz elde edilecektir.



1. Felç nedir?

Beynin bir bölümüne giden kan akımı kesintiye uğradığında felç meydana gelir. Felcin nedeni bir kan damarının tıkanması (iskemik felç) ya da bir damar duvarının yırtılması ve bunu takip eden bir kanama (hemorajik felç) olabilir. Felç belirtileri aniden, yani birdenbire ortaya çıkar. Felç çoğu zaman inme olarak da adlandırılır. Doktorlar genellikle tıbbi terim olarak apopleksi ifadesini kullanır.

İskemik felçte, bir kan pıhtısı veya birikintisi beyne kan taşıyan bir kan damarını (arter) tıkar. Bu durum, beynin etkilenen bölgesindeki sinir hücrelerinin yeterince oksijen alamamasına yol açar. Bu hücreler ölmeye başlar. Doğrudan etkilenen bölge geri dönüşü olmayan (irreversibl) bir hasar alır. Bu çekirdek bölgenin etrafında ise hücrelerin zarar gördüğü ancak tekrar iyileşme ihtimali olan bir alan bulunur. Vücut iskemik felce bir iltihaplanma (enflamasyon) ile tepki verir. İltihap hücreleri etkilenen dokuya girerek ek hasarlara yol açabilir.

Hemorajik felçte ise beyindeki bir kan damarının duvarı çatlar ve beyin dokusunda kanamaya neden olur. Bu da kafatası içindeki basıncı artırır. Diğer yandan, kanama bölgesindeki oksijen kaynağı bozulur - sinir hücreleri ölür.

Doktorlar “kriptojenik” (gizli) felçten bahsettiklerinde, bunu neyin tetiklediği açıkça tanınamaz.

Bilmekte fayda var:

Her felç tehlikelidir, çünkü beyne giden kan akışının kesilmesine neden olur. Sinir hücreleri yeterince oksijen alamaz ve ölür. Bu durum, birkaç dakika içinde geri döndürülemez hasarlara yol açabilir.

Felç sonucunda genellikle vücut fonksiyonlarında ciddi kısıtlamalar meydana gelir. Felç geçiren bir kişi ne kadar hızlı tedavi edilirse, o kadar az beyin hücresi ölür (İngilizce’de: “time is brain”, yani “zaman beyindir”) ve prognoz da o kadar iyi olur.


2. Felcin sonuçları nelerdir?

Felcin fiziksel sonuçları, ağırlık seviyesine ve beynin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak değişebilir. Bunlar başlıca şunlardır:

  • Vücudun çeşitli bölgelerinde felç veya güçsüzlük ve ağrı, örneğin yürürken veya ayakta dururken kısıtlamalar
  • Koordinasyon güçlükleri ve ince motor becerilerinde kısıtlamalar, örneğin nesneleri kaldırmada, yazı yazmada veya yemek yemede zorluklar
  • Konuşma zorluğu
  • Yutma zorluğu

3. Felç riskini neler arttırır?

Felç riskini etkileyebilecek çok sayıda faktör bulunur. Bu faktörler, değiştirilebilen ve değiştirilemeyen risk faktörleri olarak ikiye ayrılırlar.

 

Değiştirilemeyen risk faktörlerinden bazıları şunlardır:

  • Yaş: Yaş arttıkça, felç riski de artar.
  • Cinsiyet: Erkeklerin genç ve orta yaşlarda felç geçirme olasılığı kadınlara göre daha yüksektir. Buna karşılık, kadınların yaşlılıkta felç geçirme riski daha yüksektir - özellikle de diyabetleri varsa. Kadınların ortalama yaşam süresinin daha uzun olması nedeniyle, genel olarak felç geçirme olasılıkları daha yüksektir. İleri yaş nedeniyle, felcin sonuçları kadınlarda erkeklere göre genellikle daha ağırdır.
  • Genetik: Ailesinde (büyükanne, büyükbaba, anne veya baba) felç öyküsü bulunan kişilerin, kendilerinin de felç geçirme riski daha yüksek olabilir.

 

Bunların dışında bazı değiştirilebilen risk faktörleri de mevcuttur. Bunların arasında şunlar bulunur:


4. Felç nasıl önlenebilir?

İyi haber: Her 100 felç vakasının yaklaşık 80’i önlenebilir. Tıp derneklerinin önerdiği önlemlerden bazıları aşağıdaki gibidir:

  • Tansiyon: Tansiyonunuzu düzenli olarak kontrol edin. Yüksek tansiyonunuz varsa, doktora gidin.
  • Beslenme: Bol meyve, sebze, tam tahıllar, baklagiller gibi protein içeren besinler, az yağlı süt ve süt ürünleri, gerekirse yağsız et ve ceviz, bitkisel yağlar ile balıkta bulunan “sağlıklı yağlar” içeren dengeli bir beslenme düzenine dikkat edin.
  • Kilo kontrolü: Sağlıklı kiloda olmak da felç riskini azaltmaya yardımcı olur. Normal kilolu kişilerde vücut kitle endeksi (VKE) 18,5 ve 24,9 kg/m² arasındadır. 25,0 ile 29,9 kg/m² arasındaki kişiler fazla kilolu olarak kabul edilir. VKE 30 kg/m² olduğunda ise obezite söz konusudur.
  • Fiziksel aktivite: Egzersiz, kalp-damar sistemini kuvvetlendirir. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz önerilir. Ayrıca günlük hayata mümkün mertebe fazla hareket entegre edilmelidir.
  • Sigarayı bırakın: Sigara tüketimi felç riskini büyük ölçüde artırır. Aynısı, başkasının sigara dumanını solumak olan pasif içicilik için de geçerlidir. Sigaradan uzak durmak felci önlemek için en önemli tedbirlerden biridir. Sigarayı bırakmak için ipuçlarını ve irtibat noktalarını burada bulabilirsiniz.
  • Alkol: Alkol tüketmeyin veya alkol tüketiminizi azaltmaya çalışın. Son bilimsel bulgulara göre, az miktarda alkol bile sağlığa zararlı olabilir.
  • Stresi azaltın: Kronik stres felç riskini artırabilir. Meditasyon, yoga veya rahatlama teknikleri gibi stresle başa çıkma stratejileri yardımcı olabilir.
  • Yeterli uyku: Yeterli ve kaliteli bir uyku, genel sağlığımız için önemlidir. Uyku apnesi sendromu (uykuda solunum bozuklukları) olan kişiler tedavi olmalıdır, çünkü bu durum felç riskini artırabilir.

5. Felç, diyabet ve obezite nasıl bağlantılıdır?

Felç, diyabet ve fazla kilo ya da aşırı kilo (obezite) karmaşık bir ilişki içindedir ve birbirlerini karşılıklı olarak etkileyebilirler.

Tip 1 veya tip 2 diyabetli kişilerde kalp-damar hastalıkları gelişme riski daha yüksektir. Diyabet, beyne giden kan akışını etkileyen damar değişikliklerine yol açabilir ve bu da felç riskini artırır. Sürekli yüksek seyreden kan şekeri seviyeleri ayrıca damar iltihabına ve damar hasarına yol açabilir, bu da ateroskleroz gelişimini kolaylaştırır. Özellikle kadınlarda diyabet kaynaklı felç riski daha yüksektir.

Obezite çoğunlukla insülin direnci ve tip 2 diyabet ile ilişkilidir Ayrıca obezite kalp-damar sistemini zorlar. Genellikle buna yüksek tansiyon da eşlik eder – bu da felç için bir risk faktörüdür. Bunun yanı sıra obezite, aterosklerozun gelişimine de katkıda bulunur.

Tip 2 diyabet, obezite ve yüksek tansiyon aynı anda ortaya çıkarsa, uzmanlar bunu metabolik sendrom olarak adlandırır.


6. Felcin belirtileri nelerdir?

Felcin belirtileri, ağırlığına ve beynin etkilenen bölgesine bağlı olarak değişebilir. Bununla birlikte, felci gösteren işaretler vardır. Nörologlar FAST kuralı olarak adlandırılan bir kural geliştirmiştir. Bu kural sayesinde orada bulunanlar kişinin felç geçirip geçirmediğini kontrol edebilir:

  • Face (Yüz): Kişiden gülümsemesini veya yüzünü hareket ettirmesini isteyin. Felç geçiren bir kişi gülümsemesini kontrol etmekte veya yüzünün bir tarafını hareket ettirmekte zorluk çekebilir.
  • Arms (Kollar): Bir veya her iki kolda ani güçsüzlük veya uyuşma da olası bir başka belirtidir. Kişiden kollarını kaldırmasını isteyin. Zorlanıyorsa, felç söz konusu olabilir.
  • Speech (Konuşma): Kişiden bir cümleyi tekrar etmesini isteyin. Bu başarılamazsa ya da konuşma bozuk, anlaşılmaz veya “bulanık” olursa, bu durum felç için başka bir belirti olarak değerlendirilir.
  • Time (Zaman): Zaman çok önemlidir. Felç şüphesi varsa, hemen 112 Acil Servis aranmalıdır. Belirtilerin geçici olup olmadığına bakılmamalıdır.

 

Felçte diğer belirtiler arasında, bir veya iki gözde aniden ortaya çıkan görme bozuklukları, ani baş dönmesi, ani denge kaybı ve aniden başlayan şiddetli baş ağrısı sayılabilir.

Felç öncesinde uyarı işaretleri bulunur mu?

Geçici iskemik atak (GİA) felcin habercisidir. GİA'da, beyne giden kan akışının geçici olarak kesilmesinden kaynaklanan kısa süreli nörolojik semptomlar görülür. Felcin aksine GİA'nın belirtileri 24 saatten kısa sürer. Bu belirtiler çoğu zaman yalnızca birkaç dakika ortaya çıkarlar.

GİA’nın tipik belirtilerinden bazıları şunlardır:

  • Bir veya iki gözde aniden ortaya çıkan görme bozuklukları
  • Genellikle vücudun bir tarafında olmak üzere bir kolda, elde veya bacakta ani uyuşma veya güçsüzlük
  • Ani kafa karışıklığı veya konuşma ve anlama güçlüğü
  • Ani baş dönmesi veya denge kaybı

 

Kişi, GİA belirtilerini ciddiye almalıdır. Bu belirtiler, felç riskinin arttığını gösterir. Önemli olan, GİA’nın nedenlerini belirlemek ve felci önlemek için uygun önlemleri almak amacıyla hemen tıbbi yardım almaktır.


7. Felç teşhisi nasıl konulur?

Günümüzde doktorlar felç teşhisi için çok sayıda seçeneğe sahiptir:

  • Anamnez: Doktor önceki hastalıklar ve şikayetler, özellikle görme sorunları, konuşma sorunları, uyuşma veya güçsüzlük hakkında sorular soracaktır.
  • Nörolojik tetkikler: Doktorlar refleksleri, koordinasyonu ve motor ve duyusal becerileri incelemek için çeşitli testler yapar. Duyu sinirleri duyulardan (işitme, görme, tat alma, koku alma ve dokunma) beyne bilgi iletir. Motor sinirler ise beyinden kaslara sinyaller gönderir.
  • Görüntüleme teknikleri: Bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG, “nükleer spin” olarak da bilinir) beyne ilişkin bilgiler sağlar. Bu, kanama veya enfarktüs gibi felç belirtilerinin tespit edilmesini sağlar.
  • Laboratuvar değerleri: Kan tahlilleri, kan şekeri değeri, kan yağları ve damar hastalıkları riskini artırabilecek diğer faktörler hakkında bilgi verir.
  • Kalp muayenesi: Elektrokardiyografi (EKG), örneğin kalp ritim bozukluklarının veya felç riskinin artmasına katkıda bulunabilecek diğer kalp hastalıklarının mevcut olup olmadığını gösterir.

8. Felç nasıl tedavi edilir?

Felç tedavisi, felcin türüne (iskemik veya hemorajik) ve belirtilerin şiddetine bağlıdır. Zaman kritik bir faktördür: Hızlı bir tedavi, tam iyileşme şansını önemli ölçüde artırabilir.

İskemik felçlerde doktorlar, özel ilaçlar kullanarak kan pıhtısını eritmeye ve kan akışını yeniden sağlamaya çalışır. Bu işlem, tromboliz olarak adlandırılır ancak yalnızca belirtilerin başlamasından sonraki birkaç saatlik bir zaman diliminde etkilidir. Bir diğer olasılık ise kan pıhtısını mekanik olarak çıkarmaktır (trombektomi). Bu işlem, etkilenen damara kadar ilerletilen çok ince bir tüp, yani kateter ile gerçekleştirilir ve pıhtı bu şekilde çıkarılır.

Beyinde kanamaya bağlı gelişen hemorajik felçlerde ise, kanamayı azaltmak ve ek hasarları önlemek için tansiyon kontrolü büyük önem taşır. Gerekirse cerrahi bir işlemle kafatası içindeki basınç azaltılmaya ve böylece beyin üzerindeki baskı hafifletilmeye çalışılır.

Felcin türünden bağımsız olarak, hastalar “Stroke Unit” (İngilizce: İnme Ünitesi) adlı özel birimlerde doktorlar tarafından izlenir ve tedavi edilir. Bu birimler, felç vakalarının tedavisinde uzmanlaşmıştır.

 

Felç sonrasındaki prognoz oldukça farklılık gösterebilir. Öncelikle aşağıdakiler olmak üzere bir dizi faktöre bağlıdır

  • geçirilen felcin ağırlığı
  • beyindeki etkilenen bölüm
  • tedaviye başlama süresi
  • mevcut diğer hastalıklar

 

Bazı kişiler büyük ölçüde iyileşir ve birkaç ay sonra nispeten normal bir yaşam sürdürebilirken, diğerleri uzun vadede kalıcı etkilerle karşılaşır ve yardıma ihtiyaç duyar.

Felç durumunda takip tedavisi neden bu kadar önemlidir?

Bir felçten sonra, başka bir felcin meydana gelme riski vardır. Tam da burada sekonder profilaksi devreye girer: Doktorlar, çok sayıda önlemle bu riski azaltmaya çalışır. Bu önlemler, hastanın bireysel durumuna göre belirlenir.

Sigaranın bırakılması, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kilonun normal aralıkta tutulması, felç sonrası sekonder profilakside belirleyici faktörlerdir. Doktorlar genellikle yeni bir kan pıhtısı riskini azaltmak için ilaç reçete ederler. İlaç seçimi, hastanın sağlık durumu, diğer hastalıkları veya bazı ilaçlara karşı intoleransı gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.

Yüksek tansiyonu (arteriyel hipertansiyon) olan kişiler için değerlerin düşürülmesi de önemlidir. Doktor bunun için uygun ilaçlar seçer. Buna ek olarak, statinler gibi ilaçlar genellikle kolesterol seviyelerini düşürmek ve damar kireçlenmesi (arterioskleroz) ve kan pıhtılaşması riskini azaltmak için reçete edilir. Diyabetli kişiler de kan şekeri değerlerini sıkı bir kontrol altında tutmalıdır. Doktor tavsiyesi doğrultusunda tedavinin değiştirilmesi gerekebilir.

Felç sonrası rehabilitasyon sürecinde ne olur?

Felç sonrası rehabilitasyon, fiziksel işlevleri geri kazandırmak ve etkilenen kişilerin yaşam kalitesini artırmak için önemlidir. Bu süreç hastanede başlar, ardından uzmanlaşmış kuruluşlarda rehabilitasyonla devam eder. Kısıtlamaların türüne ve derecesine bağlı olarak, felç sonrası iyileşme süreci uzun zaman alabilir. Her felç birbirinden farklı olduğu için, hastalar prognozla ilgili sorularını tedaviyi yürüten doktorlarıyla görüşmelidir.

Yatılı rehabilitasyon genellikle 3 hafta süreyle onaylanır. Kısıtlamalara bağlı olarak farklı unsurları kapsar. Fizik tedavinin amacı, kas gücünü, koordinasyonu, dengeyi ve hareket kabiliyetini geliştirmektir. Ayrıca hareketliliğin yeniden kazanılmasına da yardımcı olabilir. Ergoterapi ile tedavi eden uzmanlar, hastaları günlük yaşama hazırlamaya çalışır. Yani: Kısıtlamalarının türüne göre hastalar yeniden yürümeyi, kendini yıkamayı, nesneleri tutmayı ve daha pek çok şeyi öğrenir.

İnme konuşma, dil veya yutma fonksiyonlarını bozmuşsa konuşma terapisi önemlidir. Hastalar iletişim becerilerini geliştirir ve yutma sorunlarıyla nasıl başa çıkacaklarını öğrenirler. Nöropsikolojik rehabilitasyon ise dikkat, hafıza, düşünme ve problem çözme gibi beyin fonksiyonlarına odaklanır.

Bunun yanı sıra, psikologlar felç geçiren kişilere destek sağlar. Birlikte, stres ve depresyonla başa çıkma stratejileri geliştirirler.

Pek çok klinik, hastalara daha sonra evde kendi başlarına egzersiz yapmalarını önerir. En fazla ilerleme, ilk 6 ayda sağlanır.

Kaynaklar:

Deutsche Gesellschaft für Allgemeinmedizin und Familienmedizin e.V.: S3-Leitlinie Schlaganfall. Langfassung. 2020
Deutsche Gesellschaft für Prävention und Rehabilitation von Herz-Kreislauferkrankungen e.V. et al.: Pocket-Leitlinie zur Rehabilitation von Patienten mit Herz-Kreislauferkrankungen. 2008
Deutsche Gesellschaft für Neurologie et al.: S2e-Leitlinie zur Akuttherapie des ischämischen Schlaganfalls. Langfassung. Version 5.1. 2022
Deutsche Hauptstelle für Suchtfragen e.V.: Empfehlungen zum Umgang mit Alkohol. 2023
Greenberg, S. M. et al.: 2022 Guideline for the Management of Patients With Spontaneous Intracerebral Hemorrhage: A Guideline From the American Heart Association/American Stroke Association. In: Stroke, 2022, 53: e282-e361
Lau, L-H. et al.: Prevalence of diabetes and its effects on stroke outcomes: A meta-analysis and literature review. In: J Diabetes Investig, 2019, 10: 780-792
Ospel, J. et al.: Sex and Gender Differences in Stroke and Their Practical Implications in Acute Care. In: J Stroke, 2023, 25: 16-25
Wang S, et al.: Assessing causality between second-hand smoking and potentially associated diseases in multiple systems: A two-sample Mendelian randomization study. In: Nicotine Tob Res, 2023, ntad193
Güncelleme: 07.05.2024